| |
Yaşamın her
döneminde sağlığın korunmasında ve geliştirilmesinde beslenme
önemli bir etmendir. Kişinin yaşlanma süreci, yaşam süresi ve
kalitesi beslenme biçiminden etkilenebilmektedir. Günümüzden
yaklaşık yarım yüzyıl önce başlayan ve süregelen çalışmalarda
deney hayvanlarında enerji tüketimi ve yaşam süresi arasında
ilişki bulunmuştur. Genellikte düşük kalorili diyet alan deney
hayvanlarının daha uzun sûre yaşadıkları saptanmıştır. Bu
çalışmalarda enerji sınırlamasının immün fonksiyonları
(düzelttiği, hücresel proliferasyon hızını azalttığı, bazal
metabolik hızı düşürdüğü, hücrelerin RNA'yı yenileme
yeteneğini etkilediği, daha az serbest radikal oluşumu
sağladığı, protein sentezini ve yıkımını arttırdığı ve bu
değişikliklerin tümünün daha uzun yasam süresi ile ilişkili
olabileceği sonucuna varılmıştır.
Deney hayvanlarında elde edilen orta derecede enerji
sınırlamasının yaşam süresini uzatıcı etkisinin insanlar için
geçerliliği tartışmalıdır. Yetersiz enerji alımının yaşamın
her döneminde getireceği sağlık riskleri göz önüne
alındığında, enerji alımının boya uygun vücut ağırlığını
koruyucu düzeyde olması daha uygun görülmektedir. Düşük
enerjili diyetin insanlarda yaşam süresine etkisi konusundaki
çalışmalar çok azdır. Bu konuda etki-sonuç ilişkisinin
kurulabilmesi için daha çok çalışmalara gereksinim vardır.
Besin öğeleri de yaşam süresini ve yaşlanma mekanizmasını
etkileyebilmektedir Örneğin diyetteki bazı antioksidanların
miktarının artması serbest radikal konsantrasyonunu kısmen
azaltabilmektedir. Yüksek yağlı diyetlerle ise obesite, yaşam
süresinin azalması, tümörlerin erken ortaya çıkması, azalmış
bağışıklık ve kollajenin hızlı yaşlanması gibi sonuçlar elde
edilmiştir. Yağın bileşimi ve diyetteki antioksidan miktarı
serbest radikal hipotezine göre yaşam süresini ve tümör
gelişimini etkilemektedir.
YAŞLILIKTA BESLENMEYİ ETKİLEYEN ETMENLER
Yaşlılar birbirinden farklı yaşlanma sürecine sahip, farklı
yetenekleri ve olanakları olan heterojen bir gruptur. Genelde
yaşlının beslenmesini olumsuz etkileyen etkenler yaşlının tek
başına yaşaması yiyecek alışverişi, yiyecek hazırlama ve
pişirmeyi zorlaştıracak veya olanaksız kılacak fiziksel
engeli, bu konuda yardımcı olacak kişi veya kurumların
olmaması, çiğneme ve dişlerle ilgili sorunlar ve yeteli
beslenmesini sağlayacak gelirinin olmamasıdır. Bunların yanı
sıra, iştahı, besin öğelerinin emilimini ve kullanımını
azaltan veya besin öğesi gereksinmesini artıran hastalıklar
veya kullanılan ilaçlar, depresyon veya mental sorunlar
yaşlının beslenme durumunu etkiler.
Yaşlıda Beslenme Durumunu Etkileyebilecek Organ
Fonksiyonlarındaki Değişiklikler
Yaşlılarda. organ fonksiyonlarındaki azalma veya değişiklikler
beslenme durumunu etkileyebilir. Bu değişikliklerin yaşa mı
yoksa bir takım hastalıklara mı bağlı olarak geliştiği
saptanmalıdır.
YAŞLILARDA ENERJİ VE BESİN ÖĞELERİ GEREKSİNMELERİ
Organ fonksiyonları ve enerji metabolizmasındaki değişiklikler
nedeniyle yaşlıların besin öğesi gereksinmeleri gençlerden ve
yetişkinlerden farklıdır. Örneğin sağlıklı yaşlılarda
görülebilen atrofik gastritis nedeniyle mideden sıvının hızlı
boşalımı, buna bağlı proksimal ince barsakla pH'nın yükselmesi
ve bakteri çoğalması, toiat ve B12 gibi bazı vitaminlerin, Fe,
Ca, Cu, Zn gibi minerallerin ve proteinin biyoyararlılığını
azaltabilir.
Enerji
Yaşla birlikte enerji alımı ve harcaması genellikte
düşmektedir. Tablo 2'de enerji alımı ve harcamasında yaşa
bağlı değişiklikler görülmektedir.
Yaşlıda enerji harcamasındaki azalmanın 2/3'ü fiziksel
hareketlerin azalmasından kaynaklanır. Fiziksel hareketlerin
azalması alınan fazla enerjinin yağ dokusu şeklinde
depolanarak vücut yağ kitlesinin artmasına, yağsız (doku
kitlesinin ise azalmasına neden olmaktadır. Yağsız doku
kitlesinin ve aktif hücre kitlesinin azalması bazal metabolik
hızın azalmasına yol açar. Yaşlılarda fiziksel hareketlerin ve
bazal metabolizma hızının azalması enerji ' harcamasını,
dolayısıyla enerji gereksinmesini azaltır. HDA (Hecommended
Dietary AHowances) İ9S9'a göre 51 yaş ve üzeri için enerji
gereksinmesi; erkekler için 2300 kkal/gün ve kadınlar için
1900 kkal/gün olarak verilmiştir Bu değerler 30 kkal/ko/güne
eşdeğerdir.
Hem düşük ağırlık hem de şişmanlık yaşlılarda rölatif ölüm
riskini artırır. Vücut ağırlığının değerlendirilmesinde
günümüzde en geçerli yöntem Beden Kitle indeksi (BKI) dir. BKI
20-25 arasında olmalıdır. BKI'sinın 25-30 arasında olması
hafif şişmanlık olarak değerlendirilir. BKI'nin 25-27 arasında
olması, yaşlının fiziksel aktivitesini artırarak önlem
almasını gerektirir. Önlem alınmazsa BKI gittikçe
yükselecektir. BKI'nin 30 ve üzerine çıkmasıyla sağlık
riskleri artar. Bu durumda enerjisi azaltılmış diyet önerilir.
Ancak diyet enerjisi 800-1000 kkal/gün altına düşürülmez.
Yaşlılarda çok düşük enerjili diyetler kullanılmamalıdır.
Şişmanlığın giderilmesinde yaşlı için diyet, fiziksel
hareketlerin artırılması ve davranış değişikliği en uygun
yöntemlerdir.
Protein
Yaşlılarda yağsız doku kitlesini ve doku fonksiyonlarını en
iyi koruyacak protein miktarı kesin olarak bilinmemektedir.
Protein için önerilen tüketim standardı 0.8 g protein,
kg/gün'dür Bu miktar yetişkinler den farklı değildir. Ancak bu
düzeydeki protein tüketimi ile özellikle fiziksel yönden aktif
yaşlılarda negatif azot dengesinin oluşabileceğine ilişkin
veriler vardır. Yaşlılarda protein sindirimi ve emiliminin
azalabileceği göz önüne alınırsa 0.9-1.0 g protein/kg/gün daha
uygun görülmektedir. Günlük enerjinin %1,2-15'i proteinlerden
sağlanmalıdır. Enfeksiyon, kemik kırıkları, ameliyat veya
yanık gibi fizyolojik stresler Söz konusu olduğunda protein
alımı arttırılmalıdır. Yaşlılarda diyetin protein kalitesinin
yüksek olması istenir. Protein alımının en az % 25'i hayvansal
kaynaklardan, kalan bitkisel kaynaklardan gelmelidir. Yaşlılar
için en uygun hayvansal protein kaynakları süt. yoğurt, yağsız
peynir, tavuk ve balık etidir.
Yağ
Günlük enerjinin % 25-30'u yağdan gelmelidir. Kalp damar
hastalığı gibi kronik hastalıkların önlenmesi ve yeterli
miktarda esansiyel yağ asiti sağlanması açısından bu yağın
doymuş, tekli doymamış ve çoktu doymamış yağ asili miktar önem
taşımaktadır. Genelde günlük alınan yağın 1/3'ünün doymuş.
1/3'ûnün tekli doymamış. 1/3'ünün ise çoklu doymamış yağ
asitlerinden sağlanması gerekir.
Karbonhidrat
Günlük enerjinin % 56-60'ı karbonhidratlardan sağlamı. Ancak
şeker gibi rafine karbonhidrat yerine kompleks karbonhidrat
tercih edilmelidir.
Posa
Diyet posası besin öğesi olarak değerlendirilmemekle birlikte,
gastrointestinal fonksiyonlara olumlu etkileri nedeniyle
önemli bir diyet bileşenidir. Diyet posası, çözünür ve
çözünmez posadan oluşur. Çözünmez posa selüloz, hemiselüloz
lignin gibi nonpolisakkaritleri içerir. Bu maddeler
ağırlıklarının 5-7 katı kadar su tutarak dışkı hacmini
artırıp, yumuşak olmasını sağlar ve intestinal kanaldan
geçişim kolaylaştırır Çözünmez posanın kaynakları lam tahıl
taneleri ve bunlardan yapılan ürünler, sebze w. meyvelerin
kabukları ve buğday kepeğidir. Çözünür posa ise pektin musilaj
ve gumlarıdır Bu maddeler daha az su tutarlar. Fizyolojik
önemleri jel kitlesi oluşturarak diyetteki öğelerin emilimini
yavaşlatmalarıdır. Bu açıdan, glikoz emilicini yavaşlatarak
kan glikozunun hızlı yükselmesini önler. Böylelikle daha düşük
insulin yanılma gerek duyulur Çözünür posanın diyette
arttırılması ile hiperkolesterolemik bireylerde, plazma
kolesterol düzeyinde % 10-15 oranında düşme gözlenmiştir.
Çözünür posanın kaynakları kuru baklagiller meyve ve sebzeler
ile yulaf kepeğidir.
Sıvı
Sıvı alımı/la normal fizyolojik kayıplar karşılanır. Sindirim,
intestinal fonksiyon ve renal klerens sağlanır. Bu nedenlerle
yaşlıların sıvı alımları çok önemlidir Ancak yaşlılarda susama
duyusundaki azalma ve mesane kontrolünün azalması nedeniyle
sıvı alımını sınırlama gibi nedenlerle yeterli sıvı alımı
gerçekleşmeyebilir, Diare, ateş, enfeksiyon varlığında ve çok
sıcak havalarda sıvı alımının yeterli olmaması dehidratasyona
neden olabilir. Konstipasyon ve böbrek taşları oluşabilir.
yetişkinler için önerilen 1 ml/kkal veya 30-35 ml/kg sıvı
miktarı yaşlılar için de geçerlidir. Yaşlı günde en az 8
bardak sıvı (su, süt, ayran, çay) ıhlamur almalıdır.
Vitaminler
Yaşlılardaki fizyolojik gereksinmeler ve doku depoları ila
ilgili yeterli ve kesin bilgi eksikliğine bağlı olarak
herhangi bir vitamin alımının değerlendirilmesi konusu
tartışmalıdır. Bu konuda daha çok araştırma yapılması
gereklidir.
Tablo - Yaşlılarda vitamin eksikliklerine neden olan
etmenler
A. Fiziksel Etmenler :
1.Kalori gereksinmesinin ve besin alımının azalması
2. Tat duyusunun azalması
3. Takma dişlerin uymaması. ağrı, çiğneme güçlüğü
4. Fiziksel bozukluklar ve hareketliliğin
5 Çiğneme ve yutmada nörolojik bozukluklar
6. Hafıza ve dikkat bozuklukları
7. Kronik hastalıklar- Konjestif kalp yetmezliği kroner arter
hastalıkları
8. Atrofik gastritis
9. Barsağın motilite bozuklukları
10. Hiatus herni reflü laktoz intoleransı, barsak ağrıları
gibi besin alımını olumsuz etkileyen durumlar
11. İlaçlar
B. Sosyal ve Psikolojik Etmenler :
1. Yalnız yaşama
2. Depresyon
3. Alkolizm
4. Besin satın alma, depolama, pişirme ile ilgili bilgisizlik
5. Besin seçme, beslenme alışkanlıkları
6. İhmal
A Vitamini
Yaşlılarda A vitamini yetersizliği yaygın değildir. Pek çok
çalışmada, plasma düzeyi île diyetle alım paralellik
göstermektedir. Bu durum karaciğer A vitamini depolarının
büyüklüğünden ve bu depoların diyetle alımdan bağımsız olarak
plasma düzeylerini sürdürmesinden kaynaklanabilir Şiddetli bir
yetersizlik olmadıkça plazma A vitamini düzeyi düşme, Bugüne
kadar karaciğer A vitamini depolarını düzenleyen biyokimyasal
ve fizyolojik parametrelere yaşın etkisi konusunda bu veri
yayınlanmamıştır. Önetilen tüketim standartlarında 51 yaş ve
üzeri erkekler için günde 1000 mcg RE (retinol eşdeğeri),
kadınlar İçin ise günde 800 mcg RE önerilmekledir, Bu
değerlerin yaşlılar için biraz yüksek olabileceği
düşünülmektedir Diğer taraftan karotenlerin kanserden koruyucu
özellikleri nedeniyle karoten içeren yeşil sarı ve turuncu
sebze ve meyve tüketiminin artırılması önerilmekledir.
A Vitamini toksisitesi: Böbrek ve karaciğer bozukluklarında
toksisite artar. Normal böbrek ve karaciğer fonksiyonu olan
bir yaşlıda günlük 50.000 RE 6 ay kadar kronik toksisite
belirtileri göstermeden tolere edilmiş ise de, başka bir
yaşlıda günlük 15,000 RE ile toksisite oluşmuştur, Günde 30 mg
B karoten veya eşdeğeri alındığında karotenoderma görülmüştür.
D Vitamini
Yaşlılarda D vitamini eksikliği yaygındır. Yaşlı barsağından D
vitamini ve kalsiyumun emilimi azalabilir. Genelde D vitamini
alım yaşla azalır ve bu durumda endoien deri üretimi çok daha
önem kazanır. Epidermiste 7-dehidrokolesterol konsantrasyonu
ve D vitamini sentezleme yeteneği azalmıştır. Deri kalınlığı
da yaşla azalmaktadır. Bu faktörler serum 25 (OH)D nin yaşla
birlikte düşme eğiliminden sorumludur- Güneş. ışığından
yararlanma durum unda serum 25 (OH) D düzeyi yükselecektir.
Ancak özellikle eve bağımlı yaşlılarda güneş ışığından
yararlanma azalır. Ayrıca güneş ışığından deriyi korumak için
kullanılan koruyucular da D vitamini eksikliğine yol açabilir,
Yaşlıda yaşa bağımlı olarak D vitamininin karaciğerdeki 25
hidroksilasyonunda azalma eğilimi varsa da özellikle yaşlı
böbreğinde 1 hidroksilasyonunda önemli azalma söz konusudur.
Bu düşüş yaşla birlikle böbrek fonksiyonundaki azalmaya ve
1-alfa-hidroksilaz enziminin aktivitesindeki azalmaya
bağlıdır. Sonuçta 1-25 (OH)2 D düzeyi düşmektedir- iskelete
yeterli 1-25 (OH)2 D sağlanamaması yaşlıda kemik kaybı ve
osteoporozun önemli nedenidir. Önerilen tüketim
standartlarında D vitamini her iki cins için 5 mcg (200 l.Ü.
I/gündür Bu miktar güneşten" yararlanmanın yetersizliği,
deride D vitamini sentezinin azalması ve renal 1-alfa-hidroksilaz
aktivitesinin azalması nedeniyle çok düşük olabilir. Bu
miktarın 400-600 l.Ü, olması gerektiğini savunanlar vardır.
Yüksek riskli yaşlılarda D vitamini eksikliği yılda 2 kez
10.000-100.000 I.Ü. D vitaminin oral verilmesi île
önlenebilir.
D Vitamini toksisitesi: Kronik olarak günde 25.000- 50.000
I-Ü. üzerinde D vitamini alımı toksik olabilir. Aşırı alım
barsaklardan kalsiyum emiliminin ve kemikten kalsiyum
mobilizasyonunun artmasına neden olur, Sonuçta oluşan
hiperkalsemi iştahsızlık, güçsüzlük konstipasyon ve kalp, kan
damarları, akciğer ve böbrekle yumuşak dokunun
kalsilikasyonuna yol açabilir Hipervitaminozis D nin erken
komplikasyonları renal yetmezlik hipo ve
psödohipoparatroidizim sarkoidosis ve hiperlipidemi varlığında
hızlanmış aterosklerozistir.
E Vitamini
Yaşlılarda E vitaminin emilmesinde değişiklik saptanmamıştır E
vitaminin lipo proteinlerle (VLDL, LDL) taşındığı ve plasma
lipit konsantrasyonlarında yaşa bağımlı değişikliklerin etkili
olabileceği düşünülerek yapılan çalışmalarda E vitamini, lipit
oranı ve yaş arasında ilişki bulunamamıştır. E vitamini
yetersizliği yaşlılarda yaygın değildir. Önerilen tüketim
standardı erkekler için 10 mg/gün, kadınlar için 8 mg/gün dür.
E vitamini antioksidan özelliği île serbest radikallerin
zararlı etkilerini azaltır, yaşlanmayı geciktirebilir, kanser
oluşumunu, katarakt gelişimini önleyebilir, Bu nedenle
yaşlıların diyetinde yeterli miktarda bulunması gereken bu
vitamindir.
E Vitamini toksisitesi: Günde 800 mg gibi yüksek dozlarda bile
yan etkilerinin minimal düzeylerde olduğu saptanmıştır . Aşırı
E vitamini alımını diare ve yorgunluğa yol açabilir ve K
vitamini eksikliğinden kaynaklanan kuagülasyon bozukluklarını
artırır. Ayrıca yaşlıda serum kolesterolünü n ü
yükseltebileceği-ne ilişkin veriler vardır.
K Vitamini
Yaşlılarda K vitamini ile ilgili çok az bilgi vardır.
Yetersizlik nedenleri iatrojeniktir. Her mmol trigliserit için
belirtildiğinde, gençlerde plazma K vitamini konsantrasyonu
0.82X10-6 mmol iken. yaşlılarda 0.62 X 10-6 mmol'dür. Bu
azalmanın beslenme açısından önemi olup olmadığı
bilinmemekledir. Erkekler için 80 mcg/gün kadınlar İçin ise 65
mcg/gün K vitamini önerilmektedir [
K Vitamini toksisitesi: K vitamini yetişkinlerde genellikle
iyi tolere edilir. Ancak intravenöz alımı ile yan etkileri
oluşabilir- Subklinik hepatik disfonksiyonlu hastalarda
protrombin zamanının uzamasına neden olabilir.
Tiamin
Yaşlılarda alkolizm ve genel malnitrasyon durumuna bağlı
olarak tiamin yetersizliği görülür. Yaşlılarda eritrosit
transketolaz aktivitesi yükselmiştir. Bu yükselmenin yaşlılık
için normal bir durum mu yoksa beslenme yetersizliği sonucu mu
olduğu açık değildir. Yaşlılıkta, tiamin emilimindeki
değişikliler konusunda da tutarsız bilgiler vardır. Erkekler
için 1.2 mg/gün kadınlar için 1.0 mg/gün" tiamin önerilmekle
ve bu mîktariarın yeterli olduğu düşünülmekledir.
Tiamin toksisitesi: Oral olarak tiamin toksisitesi düşüktür.
Günlük 10 mg oral tiamin alındığında uyku, iştah ve mud
indekslerinin yükseldiği saptanmıştır. Parenteral olarak fazla
alımında (>400 mg) akut vigilans veya letarji, orta derecede
ataksi ve bulantı görülebilir. Yüksek tiamin alımı riboflavin
alımını artırabilir.
Riboflavin
Yaşlılıkla riboflavin emilimindeki ve doku
konsantrasyonlarındaki değişikliğe ilişkin çok az. veri
vardır. Bu nedenle 51 yaş ve üzerindekiler için önerilen
tüketim standartlarının (erkekler için 1.4 mg/gün. kadınlar
için 1.2 mg/gün) yeterli olacağını savunanların yanı sıra.
gençlerle yaşlıların riboflavin gereksinmesinin aynı olduğu
vurgulanan metabolik çalışmalar sonucu, gençler için önerilen
miktarların (erkekler için 1.7 mg/gün, kadınlar için 1.3 mg/gün)
yaşlılar için de uygun olacağını savunanlar da vardır. RDA
(1989) düzeyinde riboflavin alındığında yaşlı kadınlarda
eritrosit glutation redüktaz aktivitesinin yükseldiği, idrarla
riboflavin atımının azaldığı saptanmıştır. Bu bulgular alınan
riboflavinin yetersiz olduğunu düşünmektedir.
Riboflavin toksisitesi Riboflavin toksisitesi rapor
edilmemiştir.
Niasin
Yaşlılarda niasin eksikliği şenel malnitrasyonla birlikte
görülebilir. Yaşlılıkla niasin gereksinmesiniz değiştiğine
ilişkin veri çok azdır. Triptofanın niasine dönüşümüne
yaşlılığın etkisi da bilinmemektedir. Erkeklerde 15 mg/gün,
kadınlarda ise 13 mg/gün niasin alımı önerilmektedir.
Niasin toksisitesi: Günde 200 mg'ın üzerindeki nikotinik asit
dozları flushing pruritis ve diabetiklerde glikoz toleransının
değişmesine, peptik ülserde ağrının artmasına, plasma ürik
asit düzeyinde ve karaciğer fonksiyon testlerinde
anormalliklere neden olabilir.
B6 Vitamini
Yaşla birlikte serum ve plazma B6 düzeyinin azalmaya eğimli
olduğuna ve orta derecede oral B6 suplementi ile aktive
katsayısının normale dönmediğine ayrıca B6 gereksinmesinin
yaştan etkilendiğine ilişkin pek çok veri vardır. Bu
nedenlerle RDA (1989) da önerilen B6 miktarının (erkekler için
2.0 MGK/gün, kadınlar için 1-6 MGK/gün) yetersiz olabileceği
ve en azından % 15 düzeyinde arttırılması gerektiği
savunulmaktadır Yaşlılardaki hücresel immun fonksiyon
azaltması da yetersiz E vitamini ve selenyumun yanı sıra
yetersiz B6 vitamini alımı île ilgili görülmektedir.
B6 Vitamini toksisitesi: Önerilen tüketim standardının 1000
katı B6 vitamini yan" etkileri olmadan tolere edilebilir.
Bununla birlikle 100 mg/gün dozu uzun süre alındığında duyusal
nöropati ve alaksi gelişebilir. Pridoksin Levadopa'nın
periferal dekarbokisilasyonunu artırır. Parkinson hastalığında
tedavideki etkinliğini azaltır. Phenytoin antikonvulsan
etkisini düşürebilir.
B12 Vitamini
İlerleyen yaşla birlikle B12 vitamini emilimi azalır. Bu
azalma yaşlıların yaklaşık %50'sinde görüler atrofik
gastritisten kaynakla nabilir. Besin proteininden B12
vitamininin serbestleşmesi azalır. Asit azlığında
barğırsakların yukarı kısmında bakteri çoğalması B 13
vitamininin biyoyararlılığını azaltır, İntrinsik faktör
sekresyonunda azalma söz konusudur. Ayrıca yaşlılıkta B12
vitamininin transkobalamin II'ye bağlanması azalır .
Transkobalamin l ve Iranskobalamin ll'de de % 30-40 azalma
olabilir. Serum vitamin B12 normal sınırlar içinde kalabilir
Yaşla birlikle serum vitamin B12 düzeyinin düşmesi pernisi
bozukluğuna bağlı olabilir. Karaciğerdeki depolar ve etkin
enterohepatik sirkülasyon nedeniyle yetersizliğin oluşması
aylar veya yıllar alabilir.
B12 Vitamini toksisitesi: Oral 100 mcg/gün B12 vitamini île
açık toksik belirtiler rapor edilmemiştir. Oral veya
Iniramusküler eşin dozların küçük yan etkileri vardır.
Folik Asit
Yaşlılarda folat emilimi atrofik gastrilisten etkilenirse de,
atrofik gastritise bağlı ince barsakta bakteri çoğalması,
bakteriyel folat sentezini arttırarak bu durumu kompanse
edebilir. Yaşa bağımlı olarak konjugaz aktivitesindeki
değişiklik konusu tartışmalıdır
Sosyoekonomik düzeyi düşük ve alkolik yaşlılarda folik asit
yetersizliği belirtileri yaygındır. Sağlıklı yaşlılarda RDA
(1989) düzeyinde folik asıl alımı (erkeklerde 200 mcg/gün,
kadınlarda 180 mcg/gün) yeterli görülmektedir. Ancak
besinlerin saptanan folat içeriğinin ölçüm teknikleri
nedeniyle doğal içeriğinin altında olduğu düşünülmektedir. Bu
nedenle gerçek alım ve gereksinme biraz daha yüksek olabilir.
Alkol kullanımının boyutları ve bazı ilaçların (antikonvülsan)
kullanım süresi gereksinmeyi etkileyebilir.
Folik Asil toksisitesi: Önerilen tükelim standardının 100 katı
yüksek dozlarda. Phenytoin kullananlarda konvülsiyonu
hızlandırdığı gözlenmiştir. Günde 10 mg folik asiti 4 ay
süreyle kullanan kadınlarda zıt etkiler saptanmamıştır.
Potansiyel tehlikesi düşünülerek yüksek dozlarda folat
suplementi önerilmez.
C Vitamini
C vitamini gereksinmesinin yaşla arttığına ilişkin kanıt
yoktur. C vitamini emiliminin yaşla değiştiğini savunan çok az
sayıda veri vardır.Doku konsantrasyonlarının yaşla değiştiğine
ilişkin çalışmalar da tutarlı değildir. Yaşa bağımlı lökosit
ve plasma C vitamini düzeylerindeki azalmanın fonksiyonel
önemi açık değildir.Normal plasma askorbik asit düzeyine
ulaşmak için erkeklerin daha fazla diyet C vitaminine
gereksinme duydukları saptanmıştır . Günde 60 mg C vitamini
alan erkeklerde plasma konsantrasyonu 0.4 mg/ dL'den az
bulunmuştur ki bu sınır değerdir. Plazma C vitami
konsantrasyonunu (56.7 mmol/L) sürdürmek için erkeklerin 150
mg/ gün, kadınların 80 mg/gün düzeyinde C vitamini almaları
gerektiği vurgulanmıştır.
Sigara, ilaç, duygusal ve fizyolojik faktörlerle hazırlama ve
pişirme yöntemi C vitamini gereksinmesini etkilerler. Sigara
içenlerde plasma C vitamini düzeyi % 20-50 oranında düşük
bulunmuş ve sigara içenlerin günde 100 mg C vitamini almaları
uygun bulunmuştur. Yaşlı erkek ve kadınların 60 mg/gün
düzeyinde C vitamini almaları önerilmektedir. Askorbik asitin
antioksidan özelliği ile yaşlanma prosesini geciktirici
olabileceği düşünülmektedir. Yüksek C vitamini alımı ile
yüksek HDL konsantrasyonu ve daha düşük kanser prevalansı
arasında epidemiyolojik veriler elde edilmiştir. Ayrıca C
vitamini LDL oksidasyonunu azaltabilir Plazma C vitamini
konsantrasyonu 40 mmol/L'den az olanlarda yüksek senil
katarakt prevalansı görülmekledir. Romatoid ariritli
hastaların askorbik asiti normalden daha hızlı metabolite
ettikleri ve bu nedenle C vitamini gereksinmelerinin arttığı
düşünülmektedir. Spesifik hastalık proseslerinin diyet C
vitamini miktarıyla ilişkileri kesinlik kazanmadan önerilen
tüketim standardını artırılması düşünülmemektedir.
C Vitamini toksisitesi: Pekçok kişide günde 1 gram veya daha
fazla askorbik asit alımında açık toksik belirtiler
gelişmemiştir. Ancak bu düzeydeki alım fekal ve üriner gizli
kan testlerinin ve serum glukoz ölçümlerinin doğruluğunu
azaltabilir. Ayrıca devamlı yüksek doz alımın riskleri
bilinmemektedir. Bu nedenle devamlı yüksek doz askorbik asit
alımı önerilmez.Yaşlılıkla birlikle ortaya çıkan akut ve
kronik sağlık sorunları nedeniyle, yaşlıların vitamin
gereksinmeleri artabilir. Normal yaşlanma ile doku depolarında
tedrici azalmalar olabilirse de. yeterli ve dengeli karışık
bir diyet gereksinen miktarlarda bütün vitaminleri sağlar.
Hastalık durumlarında artmış gereksinmeler bireysel olarak
değerlendirilmelidir. Yaşlılarda vitamin gereksinmeleri
konusundaki araştırma alanı dinamik ve değişkendir. Yaşlılıkla
vitamin melabolizması birçok yönden daha dikkatli
araştırılmalı , vitamin gereksinmeleri konusundaki
bilinmeyenlere açıklık getirilmelidir Yaşlıların gelişigüzel
vitamin preparatı kullanmaları önlenmeli, vitaminlerin
fazlasının toksik olabileceği ve her zaman fazlanın en iyi
olmadığı anlatılmalıdır. Vitamin suplementinin gerekli olduğu
durumlarda güvenilir düzeylerde (RDA'nın % 100'ı) vitamin
içeren multivitamin preparatlarının kullanılması uygun
görülmekledir.
Mineraller
Yaşlılar için, kalsiyum, fosfof, demir, magnezyum, çinko, iyot
ve selenyum ile ilgili tüketim standardı belirlenmiştir.
Demir
Yaşlılarda demir yetersizliği yaygın değildir. Demir
yetersizliği anemisi söz konusu olduğunda. diyetle yetersiz
demir alımından çok kan kaybı düşünülmelidir. Son yıllarda yağ
ve kolesterol içeriği nedeniyle, demir biyoyararlılığı en
yüksek kaynak olan etin tüketiminin azaltılmağı önerileri,
diyetle demir alımının azalmasında etkili olabilir. Yaşla
birlikle demir emilimi önemli ölçüde azalmamakladır. önerilen
tüketim slandartlarında yaşlı erkek ve kadının gereksinmesi
aynıdır (10 mg/gün) ve bu miktar yetişkin genç erkeğin
gereksinmesi kadardır.
Kalsiyum
Diyet kalsiyum düzeyi ile kemik yoğunluğu arasında kuvvetli
pozitif ilişki vardır. Yaşlılıkta kemik yoğunluğunun korunması
için yaşam boyu yeterli kalsiyum alımı önemlidir. Diyetteki en
önemli kalsiyum kaynağı süt ve ürünleridir. Süt içmeyenlere
göre sık süt tüketenlerde daha yüksek kemik yoğunluğu
saptanmıştır. Kemik yoğunluğundaki farklılık osteoporoz
riskini etkilemektedir. Yaşla birlikte her iki cinste de
kalsiyum emilimi azalmaktadır. Bu azalmanın başlıca sorumlusu
D vitamini alımı ve aktivasyonundaki azalmadır. Pozitif
kalsiyum dengesinin premenopozal kadınlarda 1000 mg/gün,
postmenopozal kadınlarda ise 1500 mg/gün vardır. Benzer
sonuçlar erkekler için de geçerlidir. Bu açıdan bakıldığında
RDA (1989) daki, her iki cins için önerileri günlük kalsiyum
miktarının (800 mg/gün) düşük olduğu savunulmaktadır.
Fosfor
Diyetle foslor eksikliği çok nadirdir. Eğer fosfor
yetersizliği oluşursa, hipofosfatemi osteomalasia,
kardiyömyopati ve psodomyo-paliye neden olabilir.
Intrasellüler fosfor azalması kas kontraksiyonu, nörolojik
fonksiyon ve elektrolit dengesi dahil tüm enerjetik
reaksiyonları etkileyebilir. RDA (1989) da her iki cins için
800 mg/gün fosfor alımı önerilmektedir.
Magnezyum
Genç ve yaşlı populasyonunda serum magnezyum düzeylerin farklı
olmadığı saplanmıştır. Küçük çaplı çalışmalarda yaşlılarda
magnezyum emiliminin gençlere oranla azaldığı rapor
edilmiştir.
Fosfor
Diyetle foslor eksikliği çok nadirdir. Eğer fosfor
yetersizliği oluşursa, hipofosfatemi osteomalasia,
kardiyömyopati ve psodomyo-paliye neden olabilir.
Intrasellüler fosfor azalması kas kontraksiyonu, nörolojik
fonksiyon ve elektrolit dengesi dahil tüm enerjetik
reaksiyonları etkileyebilir. RDA (1989) da her iki cins için
800 mg/gün fosfor alımı önerilmektedir.
YAŞLILAR İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ
1. Diyet enerjisi arzu edilen ağırlık sınırlarını (BKI =
20-25) koruyacak şekilde olmalıdır.
2. Enerjinin % 55-60'ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Saf
şeker tüketimi azaltılıp, kompleks karbonhidratlar tercih
edilmelidir
3. Enerjinin % 25-30'u yağlardan sağlanmalı, yağın doymuş,
tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitlerinden gelen
miktarı 1:1:1 olmalıdır.
4. Enerjinin % 12-15'i proteinlerden sağlanmalıdır,
5. Günde en az 8 bardak sıvı alınmalıdır.
6. Günde 5-6 gramdan fazla tuz alınmamalıdır,
7. Yeterli diyet posası (25-30 g/gün) alınmalıdır.
6. Diyet kolesterolü 300 mg/gün veya daha az olmalıdır.
9. Öğün sayısı arttırılmalı günlük besinler 3 ana 2-3 ara
Öğüne dağıtılmalıdır
10. Besinleri hazırlama ve pişirme yöntemleri besin öğesi
kayıplarını önleyecek ilkelere uygun olmalıdır. Kızartma
yönteminden kaçınılma|ıdır.
11. Her öğünde veya her gün dört besin grubundan besin
tüketilmelidir. Böylece yeterli protein vitamin ve mineral
alımı sağlanmalıdır.
a) Süt ve ürünleri grubu
Süt ve yoğurt yaşlı için en uygun besinlerdendir. intolerans
olmadığı takdirde yaşlının diyetinde 500 g kadar süt veya
yoğurt bulunmalıdır. Az yağlı ve az tuzlu peynirler
seçilmelidir. Sütlü tatlılar yaşlılar için en uygun
tatlılardır.
b) Et, yumurta, kurubaklagil grubu
Et olarak tavuk ve balık eti, kırmızı ete tercih edilmelidir.
Özellikle derisiz tavuk beyaz etinin yağ içeriği çok düşüktür:
n: 3 yağ asitlerinin (EPA, DHA) sağlanması açısından balık
tüketimi arttırılmalıdır. Kırmızı ete alternatif olarak
yumurta tüketilebilir. Posa sağlanması açısından kurubaklagil
tüketimi yararlıdır.
c) Sebze ve meyve grubu
Özellikte yeşil yapraklı sebzeler ile sarı ve turuncu meyve ve
sebzelerin tüketimi antioksidan vitaminlerden B karoten ve C
vitaminin sağlanması açısından önemlidir. Günde 2-3 adet veya
200-300 gram meyve ile 2-3 porsiyon veya 300-600 gram sebze
tüketilmelidir.
d) Tahıl grubu
Kepekli ekmek tercih edilmelidir
12. Yaşlının beslenme alışkanlıklarına ve ekonomik durumuna
uygun düzenleme yapılmalıdır.
Sağlıklı yaşlılarda bu şekilde düzenlenen diyet ile sağlığın
korunması ve geliştirilmesi mümkün olabilir. Hastalık
durumlarında ise bu temel ilkelerde uygun değişiklikler
yapılır. Örneğin obesite durumunda 800-1000 kalorinin altına
inmemek koşulu ile enerji sınırlaması yapılması, diabetes
mellitus’ta diyetten saf şekerin çıkarılması, hipertansiyonda
yemeklere eklenen tuzun azaltılması gibi yaşamın
başlangıcından itibaren uygulana gelen yeterli ve dengeli.
sağlıklı beslenmenin yaşlılıkta da sürdürülmesi yaşam
kalitesini yükseltecek en önemli etmenlerdendir. Yaşlı
beslenmesi ile ilgili ayrıntılı çalışmaların arttırılması
gerekmektedir.
Tablo - Yaşlılığa Bağlı Hastalıkların Önlenmesinde Beslenmenin
Rolü
|
1.Diyette tuzun azaltılması |
Hipertansiyon |
KUVVETLİ
İLİŞKİ |
|
2.Yeterli kalsiyum alımı |
Osteoporoz,Hipertansiyon |
|
3.Balık tüketiminin artması |
Kardiyovasküler hastalıklar |
|
4.Yüksek yağlı diyetten sakınma |
Kanser |
|
5.Orta derecede ekzersiz |
Kanser , Kardiyovasküler hastalıklar , Kemik Sağlığı |
|
6.Huzurevinde yemek veya yaşlının evine yemek servisi |
Protein enerji malnutrisyonu |
|
7.Arzu edilen ağırlığa gelme |
Hipertansiyon , Diabetes Mellitus |
OLASI
İLİŞKİ |
|
8.Yeterli D vitamini |
Kalça Kırıkları |
|
9.Kolesterolün düşürülmesi |
Kardiyovasküler morbidite |
|
10.Yeterli selenyum alımı |
Kanser |
|
11.Kolesterol düşürülmesi |
Kolesterol düşürülmesi Kardiyovasküler mortalite |
KESİN
OLMAYAN
İLİŞKİ |
|
12.B karoten suplementi |
Akciğer Kanseri |
|
13.Enerji sınırlaması |
Uzun Ömür |
|
14.Serbest radikal etkilerini azaltıcılar (Evitamini, C
vitamini, A vitamini) |
Uzun Ömür |
|
|